23 Eylül 2017 19:30

Memduh Bayraktaroğlu memduhsb@gmail.com

Aziz Yıldırım'ın 'Belâlısı' neler diyor neler...

Telefonumun tuşlarına bastıktan bir süre sonra zil çalmaya başladığında “alo” deyip kendimi tanıtmadan ne diyeceğime kara vermiştim…

Karşıdan telefon açılır açılmaz;

“Fenerbahçe düşmanı Recep Özcan’la mı konuşuyorum?” diye sordum…

Çok kısa bir sessizlik ve sonrasında cevap geldi:

“Hayır…  Fenerbahçe aşığı Recep Özcan’la görüşüyorsunuz da siz kimsiniz?”

Kocaman bir kahkaha patlatıp cevap verdim:

“Ben Memduh Bayraktaroğlu’yum…”

Gergin ama mümkün olduğunca saygılı bir ses tonuyla konuştu telefonun diğer ucundan:

“Memduh Bey yaaa; az daha küfrü yiyordunuz yani… Bana edilebilecek en kötü hakaret ‘Fenerbahçe düşmanı” demektir çünkü ve bunu söyleyen küfrü de hak eder…”

Bu defa daha küçük bir kahkaha attım:

“Tabii ki şaka yaptım, amacım biraz gırgır yapmaktı” dedim ve devam ettim, “Recep Bey şu Aziz Yıldırım’la aranızda geçenleri konuşmak için buluşsak… Siz de Marmaris’te yaşıyormuşsunuz galiba?”

“Evet, Marmaris’te yaşıyorum ama son dört ayım Aziz Bey yüzünden İstanbul’da geçti…. Mahkemeler falan belki biliyorsunuzdur…”

“Evet biliyorum… Daha doğrusu gelen maillerden ve gazete haberlerinden izliyorum.  Olan biteni sizden daha teferruatlı dinlemek istedim eğer müsaitseniz…”

“Siz de Marmaris’te misiniz?”

“Evet…”

“Neredesiniz?..

“Atatürk Heykeli’nin oralardayım… “

“En geç on dakika sonra yanınızdayım…”

“Bekliyorum…”

Ve…

On dakika dolmadan geldi Recep Özcan…

O halde neler konuştuğumuza geçebilirim…

                                           
Deneme

Memduh Bayraktaroğlu (Bundan sonra M.B.) : Fenerbahçeli olan veya olmayan ama özünde Aziz Yıldırım’ın spor yöneticiliği anlayışını sakat ve sakıncalı bulan milyonlarca futbolsever ya da başka bir ifadeyle söylemem icap ederse ‘Aziz Yıldırım Karşıtı’ sizi, yaptığınız hukuki mücadele ve sert söylemlerinizden dolayı , ‘Tek Kişilik Ordu’  veya ‘Fenerbahçe’nin Spartacus’ü’  olarak nitelendiriyorlar. Ne diyorsunuz?”

Recep Özcan (Bundan sonra R.Ö.)  :Benzetmeleri saygı ve sempati ile karşılıyorum. Ben sadece Fenerbahçeli Recep Özcan’ım. Bu mücadelede yalnız değilim. Arkamda çok sayıda kongre üyesi ve taraftar desteği var. Birlikte olduğumuzu söyleyebilirim. ‘Aziz Yıldırım Karşıtları’ ifadeniz son derece doğru. Fenerbahçe’de bunların dışında öyle görünüp de, ‘Çakma Aziz YILDIRIM karşıtları’ var…”

M.B.: “ ‘Çakma Aziz YILDIRIM karşıtları’ mı?.. Kim veya kimler onlar?”

R.Ö. : “Meselâ Mehmet Ali AYDINLAR…

M.B. : “Yok artık, daha neler?..”

R.Ö. : “Evet Memduh Bey evet…  Ve onun gibi yüzlercesi…”

M.B. : “Recep Bey şaka yapmıyorsunuz değil mi?.. Aydınlar kongrede başkan adayıydı da yani…”


Aydınlar neden Yıldırım'ın suç ortağı?..


R.Ö. :  “Bir insan düşünün ki, 106 yıllık bir tarihi lekelemiş bir başka insanın karşısına, ‘hesap soracağım’ diyerek çıkmış ve başkan adayı olmuş… Mahkeme kararı ve Fenerbahçe tüzüğüne göre, ‘kötü şöhret sahibi’ olduğu tescillenmiş kişiyi olağanüstü kongrede aklamak için elini kaldırmış…”

M.B. : “O nasıl olmuş öyle, anlayamadım?..”

R. C. : “Galiba bilmiyorsunuz…

M.B. : “Neyi bilmiyorum?..

R.Ö. : “ Memduh Bey, benim açtığım bir davada mahkeme Aziz Yıldırım’ın Fenerbahçe tüzüğüne göre başkanlık koltuğunda oturamayacağına karar verdi….”


"Suçu ve suçluyu övmek, korumak"


Deneme
M.B. : “Ne diyor tüzük?.”

R.Ö.  “Kötü şöhret sahibi olan birinin Fenerbahçe’ye başkan olamayacağını, olmuşsa da hemen istifa etmesi gerektiğini emrediyor…  Aydınlar ise ‘Kötü Şöhret’ olduğu mahkeme kararıyla tescillenmiş Aziz Yıldırım’ın başkanlık seçimine katılması lehinde oy kullandı…”

M.B. : “ Yani?...”

R.Ö. : “Yanisi şu Memduh bey… Aydınlar’ın yaptığı Türk Ceza Kanununun 215. Maddesinde yer alan  ‘Suçu ve suçluyu övmek, korumak’ fiilinin ta kendisidir. Buna rağmen o yönde oy kullanırsan, yaptığın suçtur. Suçluyu korumaktır. O zaman ben; ‘sen hangi gizli ittifakın bir figürüsün?’ diye sorarım. ‘Sen, T.F.F. Başkanı iken görevini yapmayarak, bu gizli ittifakın 2 Kasım kongresinde de devamına imza attın mı?’

M.B : “Gazetelerde okudum; İstanbul Anadolu Asliye Hukuk Mahkemesinin 2013/661 Esas sayılı Dosyasında, Fenerbahçe Olağan Üstü Kongresinin iptali için yeni bir dava açmışsınız. Hukuka olan saygım ve eh biraz da fazlaca olan bilgimle gördüm ki dilekçeniz hukuki ve bilimsel bir içtihat niteliğinde. Bu çalışmayı nasıl yaptınız? Yani hukukla ilişkiniz?..”


Özcan'ın hukukla ilişkisi...
R.Ö. : “Belki bilmiyor olabilirsiniz, bendeniz hukukçuyum. Geçmişte Fenerbahçe’de yöneticilik yaptım. Daha sonra TFF da Disiplin Kurulu Başkan vekilliği görevinde bulundum. İcraatın içinden geliyorum yani. Ancak bunlar yetmez. Başında, hukuk dünyamızın gerçek yıldızlarından biri olan Av. Ertuğrul Yönet‘in bulunduğu hukuk departmanında Av. Cansın Yönet ve arkadaşlarının büyük katkıları var. Dilekçe bir ekip çalışmasının vardığı zirvedir.”

M.B : “Dava dilekçenizde çok sayıda iptal gerekçeniz var. En çarpıcı gerekçe hangisi size göre?”

R.Ö. : “Her bir talep aynı önemde olmakla birlikte; olağanüstü kongre başkanlık divanının hukuken oluşmadığı iddiamız, usul ve yasaya aykırılık açısından önem taşımaktadır.”

M.B. : “Açar mısınız?..”

R.Ö. : “Şöyle ki; Fenerbahçe Spor Kulübü Derneği Tüzüğünün 18/b maddesi çok açıktır. Buna göre;  ‘her ne nam altında olursa olsun, Fenerbahçe Spor Kulübü Derneği veya sahip olduğu veya iştiraki bulunduğu şirketlerden ücret alanlar, Fenerbahçe kongrelerine katılamazlar.’

M.B. : “Divan’da Fenerbahçe Spor Kulübü Derneği veya sahip olduğu veya iştiraki bulunduğu şirketlerden ücret alanlar mı vardı ki?..”

R.Ö. : “ Vardı ya…”

M.Ö. : “Kimler?..

R.Ö. : “Söyleyeyim… Vefa Küçük meselâ…”



Vefa Küçük maaşlı mı çalışıyor?..


Deneme
M.Ö. : “Pardon yani… Vefa Küçük Fenerbahçe’den maaş mı alıyor?..”

R.Ö. : “Evet, maaş alıyor…”

M.Ö. : “Daha neler yani üstat yaa… Vefa Küçük’ün paraya ihtiyacı mı var ki?”..

R.Ö. : “Demek ki var… Olmasa Fenerbahçe Futbol A.Ş den ayda 1.000 T.L  ücret alır mı?..

M.Ö. : “Belge var mı elinizde?..”

R.Ö. : “Tabii ki var… Belge olmadan mahkemenin kapısının önünden geçmeyiz bizler… “

M.B. : “Yani dava dilekçenize o belgeyi de eklediniz öyle mi?”

R.Ö. : “Elbette ekledim… Yani Memduh Bey durduk yerde dava açacak adam değilim ben… Kongreyi yönetmek üzere divan başkanlığına Aziz Yıldırım’ın yılmaz savunucusu Vefa Küçük aday gösterildi ve Sayın Küçük Fenerbahçe Futbol A.Ş.’den maaş alan biri…  Yani; Fenerbahçe Spor Kulübü Derneği Tüzüğünün 18/b maddesine alenen muhalefet var burada… Yani tüzüğe aykırılık… Yani tüzüğe aykırı divanla kongre yapılır mı Memduh Bey?.. Bunu istediğiniz avukat veya varsa tanıdığınız bir hâkim sorun size kongrenin iptal edilmesi gerektiğini söyleyecektir…”

M.B. : “Aziz Yıldırım da Vefa Küçük de ve kulübün hukukçuları da bunu bilmiyorlar mı?”


‘Çakma Aziz Yıldırım Karşıtı’ 

“R.Ö. : “Bilmez olurlar mı?”

M.B. : “Bildikleri halde neden yapıyorlar bu hatayı?”.

R.Ö. :  “Şimdi Mehmet Ali Aydınlar için neden ‘Çakma Aziz Yıldırım Karşıtı’ dediğimi anladınız mı?”

M.B. : “Anlatmadınız ki…”

R.Ö. : “ M. Ali Aydınlar ve ekibi divan başkanlığı için kime oy verdiler biliyor musunuz?”

M.B. : “Hayır, bilmiyorum…”

R.Ö. : “Vefa Bey’e oy verdiler tabii ki… Bu nasıl Aziz Yıldırım karşıtlığı ki tüzüğe uymadığı ve Aziz Yıldırım’ın has adamı olduğu bilindiği halde Vefa Küçük’ün divan başkanı seçilmesi için onun lehinde oy kullandılar?.. Kullandıklarına göre bu manzara aralarında işbirliği olduğunu ve Mehmet Ali Aydınlar‘ın ‘Çakma Aziz Yıldırım Karşıtı’ olduğunu göstermiyor mu?...”


Ne demek doğruysa?...


Deneme
M.B. : “Anlattıklarınız doğruysa…”

R.Ö. : “Ne demek doğruysa Memduh Bey… Belgeler dava dilekçesinde var… Kulübün tüzüğünü de herkes biliyor… Ne demek doğruysa?...”

M.B. : “Recep Bey; Fenerbahçe’den söz ediyoruz, sıradan bir üçüncü lig kulübünden değil… Kaldı ki bu anlattığınız hataları o üçüncü lig kulüpleri bile yapmaz… Akıl alır gibi değil… Fenerbahçeli değilim ama bu ülke futbolunun iyiye gitmesi için mücadele edenlerden biriyim… Bu nasıl kulüp yönetimi?.. Bu nasıl federasyon?..”

R.Ö. : “Memduh bey, anlattıklarımın içinde tek bir yanlış yok… Vefa Küçük resmen Fenerbahçe kongre üyesi… Aynı zamanda Fenerbahçe Spor Kulübü Derneğinin % 80 sahibi olduğu Fenerbahçe Futbol A.Ş’nin bağımsız yönetim kurulu üyesi. Dava dosyasına sunduğumuz resmi belgeye göre,  Tüzük ne diyor? ‘Her ne nam altında olursa olsun ücret alanlar kongreye katılamazlar’ diyor. Bu ne demek ?.. Seçme ve seçilme hakkı yok demek. Arkadaşlar ne yapıyor?.. Kongreye katılması yasak olan kişiyi divan başkanı seçiyor. Bunun adı hukuksuzluktur efendim hukuksuzluktur ve bu kongre o andan itibaren yok hükmündedir.

M.B : “Anlaşılmıştır… Peki başka bir konuya geleyim şimdi de… Aziz Yıldırım sizin kendisinden tehdit ve şantaj yaparak üç milyon dolar istediğinizi ve hem de kongrede canlı yayında söyledi. O anda televizyonları açık olan milyonlarca vatandaş da o iddiasını duydu… Buna ne diyorsunuz?..”


 “Ne ilgisi var?”..

R.Ö. : “Herhalde siz de biliyorsunuzdur çünkü sadece futbol kamuoyu değil, gündemle ilgilenen hemen herkes Aziz Bey’in sahte evrak düzenleyerek bedensel engelli bir kişi olduğunu ve bu nedenle de askerlik yapmadığını biliyor... Bana attığı bu iftiradan sonra aynı zamanda mantık engelli kişi olduğu da anlaşıldı…”

M.B. : “Ne ilgisi var?”..

R.Ö. : “Var var, çok var hem de…”

M.B. : “Anlatın da bilelim…”

R.Ö. : “Biliyorsunuzdur sanırım; başvurum üzerine Aziz Bey mahkeme tarafından Haziran ayında görevden alınınca öfkesi tepesine çıktı… Basın toplantısı ile benzer iftiralar atarak beni ve mahkeme hâkimini suçladı…”

M.B. : “Evet evet, haberim var…”

R.Ö. : “Bunun üzerine savcılık resen soruşturma başlattı ve hazırladığı iddianameyi hâkimliğe gönderdi. Anadolu 22.Sulh Ceza Mahkemesi iddianameyi kabul ederek dava açtı.  Aziz Bey şimdi o mahkemede 5 yıl 4 ay hapis cezası talebiyle yargılanıyor. “

M.B. “Onu da biliyorum; bir yerlerde okudum ya da televizyonda dinledim…”


Ali Şen'i devreye sokmuş...

Deneme

R.C. : “Evet bazı gazeteler yazdı, televizyonda da ben anlattım… Yani, adam bu Memduh Bey… Malzeme bu!.. Bence psişik sorunlu bir adam... Herkesi satın alabileceğini, herkesin kendi karakterinde olduğunu zanneden bir adam…. Bana etki edebilmek için, temas kurabilmek için bir siyasi parti genel başkanını, akrabalarımı, terso mafia elemanlarını, Ali Şen’i ve emrindeki kurullardan birinde görevli bir arkadaşı ki benim ihracımda imzası vardır, bunların hepsini devreye soktu...

M.B. : “Kim o siyasi parti genel başkanı?..”

R.Ö. : “Adını vermem yakışık almaz… Ama bana inanın lütfen… (Genel Başkan'ın adını yazmamam şartıyla bana da verdi. Gerçekten dürüstlüğüyle tanınan eski bir bakan)”

M.B. : “Peki, inandım…”

R.Ö. : “Tavrımı hiç kimsenin değiştiremeyeceğini gören bu kişinin söylediği laf, bana Mevlana’nın bir özdeyişini hatırlatıyor. Kaldı ki, bu iğrenç ithamı nedeniyle de savcılığa şikâyette bulundum, soruşturma devam ediyor.”

M.B : “Peki… Bu konuyu da kapatalım izninizle ve en önemli konuya geçelim… Yargıtay konusuna…”

R.Ö. : “Haklısınız çok önemli çünkü sadece Aziz Yıldırım ve suç ortaklarını değil, Fenerbahçe ve Türk futbolunun geleceğini de çok yakından ilgilendiriyor…”

M.B. : “Türk futbolunun geleceğiyle ne ilgisi var?..”



UEFA daha da ceza verebilir mi?..

R.Ö. : “Yargıtay’ın kararı onamasından sonra bu durumu bile bile yani ortada yerel mahkeme kararı olduğu ve o karara göre UEFA Fenerbahçe’yi iki yıl Avrupa kupalarında yarışmaktan men ettiği halde Aziz Yıldırım’ı başkan seçmek, başkanlığını onaylamak sanırım bir takım cezai müeyyideler getirecektir…”

M.B. : “Anladım ne demek istediğinizi ama fazla uzatmak istemiyorum… Belki de bu sebepten dolayı Yargıtay duygusal karar verebilir… Yani Türk futboluna zarar gelmesin diye falan…”

R.Ö. : “Olur mu öyle şey Memduh Bey?.. Yargıtay yargıçları da bütün Türk hukukçuları da bu tür yargılamalarda öncelikle hukukun temel ilkelerini ön plânda tutarlar… Hukukun ve yasaların gerektirdiği kararları verirler…”

M.B. : “Peki, umarım öyledir… Recep Bey, gazetelerde yer alan bir habere göre ki Yargıtay Başkanı yapmış açıklamayı; şike dosyası ile ilgili karar Aralık ayı içinde verilebilirmiş…”

R.Ö. : “Evet ben de gazetelerde okudum aynı haberi…”

M.B. : “Yargıtay yerel mahkemenin kararını onaylar mı sizce?”

R.Ö. : “Anladığım kadarı ile dosya tetkik hâkimi incelemesinden de geçmiş durumda. CAS Uluslar arası Spor Mahkemesi’nin kesin kararı ve 16. Ağır Ceza Mahkemesinin kararı varken, bunlara aykırı bir karar çıkabilir mi?..”

M.B. : “Yani?...”


“İnşallah öyle olur…”

R.Ö. : “Yargıtay malûmu tasdik edecektir yani...”

M.B. : “ ‘3 Temmuz Süreci’ denilen süreç bu yıl sonuna kalmaz biter o halde?..”

R.Ö. : “ ‘3 Temmuz Süreci veya vakası’ demek yanlış Memduh Bey…”

M.B. : “Neden?.”

R.Ö. : “O dava tarihe ‘Aziz Yıldırım Vakası’ olarak geçecek de ondan… Daha da fenası, iğrenç bir sürecin sonuna geliyoruz. Bu sürecin baş aktörü Yıldırım olmakla birlikte, futbolu ‘kramponlu işçiler arasında oynanan bir oyun’ olarak değil de, ’takım elbiseli yönetim eşkıyaları arasında oynanan oyun’ olarak gören federasyon başkanları Özgener, Aydınlar ve Demirören de yardımcı aktör rollerini üstlenmişlerdir. Yeni yıla bu sürecin sona erdiğini ve bir daha yaşamayacağımızı görerek gireceğiz…”

M.B. : “İnşallah öyle olur…”

R.Ö. : “İnşallah öyle olacaktır, göreceksiniz…”

M.B. : “İnternetspor okurları adına teşekkür ederim Recep Bey…”

R.Ö. : “Ben size teşekkür ederim…

                                               *      *     *

Sonuna kadar okudunuz umarım…

İlginç bir söyleşi oldu benim açımdan…

Bundan sonrası Yargı’nın bileceği iş…

Hem şike sürecinin nasıl karara bağlanacağı…

Hem de Aziz Yıldırım’ın yargılandığı diğer dosyalardan çıkacak kararlar…

Bana düşen ise bu söyleşinin yorumunu yapmak değil; sizin yorumlarınızı almaktır…