18 Eylül 2018 17:04

Fatih Ucuz fatihucuz@gmail.com

Bayern üzerine..

Bayern Münich yönetimi Ocak 2013’te bir sonraki  yıl Guardiola ile çalışacaklarını duyurduklarında, şüphesiz sezon sonu büyük bir paradox yaşayacaklarından habersizlerdi. 2012-2013 sezonu sonunda  Jupp Heynckes yönetimindeki Bayern Münich sezonu biri Şampiyonlar ligi biri Bundesliga olmak üzere toplam 3 kupa ile kapatmış ve adeta Bayern’li yöneticileri ateşe atmıştı. Beğenilmeyen Jupp Heynckes çıtayı öyle bir noktaya getirmişti ki, yerine gelen Guardiola’nın Şampiyonlar ligi kazanmasından başka seçenek kalmamıştı. Nitekim Münih’te 3 yıl çalışıp 3 Bundesliga şampiyonluğu kazanmasına rağmen bir çok Alman futbol otoritesi Guardiola’nin Münih serüveni için pek sevimli şeyler söylemezler. Çünkü Guardiola Münih’te geçirdiği 3 sezon  boyunca Şampiyonlar ligini kazanamamıştı.  2017-2018 sezonuna soru işaretlerine rağmen Ancelotti ile başlayan Münih’li yöneticiler, işler yolunda gitmeyince 4 yıl önce 3 kupasıyla kapının önüne koydukları Jupp Heynckes’e sarıldılar. Tam da bundan sonrası bizi çok daha fazla ilgilendiriyor…..

Jupp Heynckes her Alman gibi çok disiplinli bir antrenör. İlerlemiş yaşına rağmen takımlarını çağdaş antreman teknikleri ile çalıştıran Hoca genel olarak 4-2-3-1 sistemini tercih ediyor. Kaldıki tercih ettiği sistem mevcut kadronun kimyasıyla çok uyumlu. 9 numaralar bazında değerlendirğimde Avrupa’nin en iyi 3 santroforlarından biri olan Levandovski’ye sahip. Hem duran toplarda hem akan oyunda hareketli becerikli bir forvet.  Kanatlarda Coman ve Ribery gibi yetenekli süratli oyuncuları var. Coman’ı özellikle PSG maçında çok beğenmiştim. Geçtiğimiz yıl jübile yapan Xabi Alonso yerine, Lyon’dan da tanıdığımız Tolisso’yu trasfer ettiler ve çok isabetli bir transfer oldu bu. Ruby çok görünmese de orta sahaya ciddi dinamizm katıyor. Kimmich-Hummels-Süle-Alaba dörtlüsünden oluşan defans hattı ise alternatifleri ile birlikte Şampiyonlar ligi son 16 turu seviyesi için yeterince kaliteli ve tecrübeli. Neuer şu aralar sakat ve Beşiktaş maçlarına yetişmesi zor görünüyor, sanırım Beşiktaş’ın en büyük avantajı bu. Yerine gelen kaleci Ulreich ise genç bir kaleci olmamasına rağmen  bu seviyede çok tecrübesi yok. Üstelik uzun boylu olması  yerden sert şutlarda kendisine dez avantaj sağlıyor. Bayern kadrosunda saymadığımız tek oyuncu James Rodrigues; 2014 Dünya kupası sonrası büyük sükse ile  transfer olduğu Real Madrid’de hem yeterince değer görmedi hemde özellikle son dönemlerde formada vermedi Zidane kendisine. James çok yetenekli ama aynı zamanda duygusal bir oyuncu. Özgüveni yüksek olursa tek başına rakibi ekarte edebilecek özelliklere sahip ama duygusal olduğu içinde doğru markaj altında pasifize olabilir. Beşiktaş’ta bu işi yapacak tek bir oyuncu var Gary Medel. Şenol Hoca daha önce Milli takımlar düzeyinde defalarca  karşılaşmış oldukları için James’i durdurma görevini Medel’e vermeli. Eğer Beşiktaş James’i kitler ve oyundan düşürürse bu Bayern’in mevcut oyun planını tümden etkiler ve pas bağlantılarını kesebilir.

Ben ilk maçın deplasmanda olmasını bir dezavantaj olarak görüyorum. Dolayısıyla Beşiktaş’ın öncelikli planı gol yememek olmalı. Bunu başarabilir bide üstüne hızlı hücumlarla bir de gol bulursa, Lens’in rüyası asıl o zaman gerçek olur..