15 Ekim 2018 22:12

Hakan Cerrahoğlu FutbolplusHC@gmail.com

Cocu'ya bir mektup

Istırap içinde çaresizlikten dilsizleşen futbol, bir ambulansın sessizce yanıp sönen siren sesi gibiydi.. Dinamo Zagreb maçında..
Rakibe yol vermekten başka çaresi olmayan Phillip Cocu'yla..

Cocu'nun maç boyunca umursamaz halini görünce, futbol adamı mı yoksa saltanat veziri mi? bilemedim..
Fenerbahçe'nin sıradan bir takıma yenilmesine de anlam veremedim.!

Fenerbahçe'de yolunda gitmeyen işlerin imdat frenini çektim.. Kendisiyle karşı karşıya konuşmaktansa, "Cocu'ya Bir Mektup" yazdım.

Fenerbahçe'nin Zagreb karşısında düştüğü durum can sıkıcıydı, " doğruyu inşa etmek için ne kadar daha yıkım yaşanacak?" diye sordum.
Yeni transferleri incelediğimi, Slimani, Jailson ve Benzia'yı olumlu bulduğumu, ancak; takımda tekmeye kafa koyacak adamları bulamadığımı söyledim.

UEFA ligi özleminde Dinamo Zagreb maçında yenilginin suç ortakları,
başta siz, devamında ise; düşünce ve fizik gücü sıfır olan İsmail Köybaşı ve Alper Potuk dedim.

İsmail Köybaşı'nın koridor halini, gölge adam oyununu, ruhsuz futbolunu, kaptırdığı toplarda geriye koşmayışını, fark ettiniz mi? dedim. Böyle oyuncuların Fenerbahçe'de oynamasını gerektiren hiç bir özelliği olmadığını da sözlerime ekledim.

Rönesans'ın, kanatlardan başlaması gerektiğini, geleceğe yönelik hayallerde Fenerbahçe'nin hayalet oyunculara ihtiyacı olmadığını, "Fenerbahçe formasının mücadele platformu olduğunu bilmenizi isterim" dedim.

Fenerbahçe'nin değerlerini harcamaktan, geleceğini ertelemekten vazgeçmesi gerektiğini, köprüden önce son çıkışın Beşiktaş maçı olduğunu, söyledim ve kendisine bol şans diledim. Ancak; kaliteli bir hocanın işini yalnızca şansa bırakmamasını da sözlerime ilave ettim,

Her gidişin bir dönüşü terk ettiğini, gitmeden önce bir düşünmesini, kalmanın daha kolay olduğunu, kötü gidişin sadece düşüncelerini değiştirmesiyle mümkün olacağını da kendisine hatırlatmayı unutmadım!..