20 Eylül 2018 09:30

Memduh Bayraktaroğlu memduhsb@gmail.com

Terim'in futbol felsefesine hiç uymadı

Maçı tribünde ve ekran başında izleyen taraftarlar "dokuz doğurdu".

Galatasaray, son iki maçından en zor olanını kazandı.
Hem de ilk yirmi dakika geçtiğinde "çok kolay kazanır" diye düşünüldüğü bir maçı çok zor kazandı.

*

Çünkü...
Ya Terim eski Terim değil...
Deplasman maçlarını iç sahada oynadığı kadar coşkulu oynatamıyor...
Ya da oynatmıyor...
Hele ilk 20 dakikada 2 - 0 öne geçtiği bir maçta...
Okan birden strateji değiştirip oyunu uzun toplarla Galatasaray ceza sahası yakınlarına taşıyorken rakibin tuzağına düşüp maçı kendi yarı sahasında kabul etmesi, bildiğimiz Terim felsefesine hiç uymadı.

*

Oysa eski Terim böyle maçlarda 2 - 0 öne geçtiğinde rakip uzun top oynamaya başlamışsa, hücum hattını hem aktifleştirir ve hem de rakip savunmanın oyun kurmasına izin vermeden basardı.
Nitekim bunu sonunda yaptı ve bir de penaltı kazandı ama bu arada maçı tribünde ve ekran başında izleyen taraftarlar da "dokuz doğurdu".

*

Gomis'e gelince...
Futbol sahalarımızın "en iyi niyetli" futbolcularından biri...
Golü de çok istedi...
Ancak...
Gol atamadıkça gerildi...
Gerildikçe topa karşı daha sert oldu...
Penaltıyı da işte o gerginlik ve toptan intikam almak istermiş gibi vurduğu için kaçırdı.
Keza altı pas üstünden vurduğu iki şut da aynı psikolojik gerginliği nedeniyle gol olmadı.

*

Sevgili futbolseverler.
Türkiye Futbol Süper Liginin bitimine iki hafta kaldı.
Olağanüstü bir aksilik yaşanmazsa Galatasaray 21. şampiyonluğunu kutlayacak.

*

Bu arada Galatasaray'ı diğer rakiplerinden farklı...
Hem süper ligde hem de Ziraat Kupası olarak bildiğimiz kupada rakiplerinden çok daha başarılı kılan sebeplerden birinin "kurumsallaşma" olduğunu kısaca anlatmak istiyorum.

*

Birkaç örnek vereyim.
Metin Oktay Galatasaray'dan İtalya'ya (Palermo) gitti.
Döndüğünde yine Galatasaray'da oynadı.
Çünkü...
Metin Oktay sadece çok iyi bir futbolcu değil, Galatasaray camiasının hem hukuk ve hem de sosyal ahlak anlayışına uyan çok iyi bir insandı. 

*

Turgay Şeren keza...
Arjantin'e gitti.
River Plate'in iki hazırlık maçına çıktı ve mükemmel oynadı.
Ama...
O dönemdeki Başkan Sadık Giz bu transfere onay vermedi.
Turgay Şeren Galatasaray'a döndü.

*

Hem Şeren hem de Oktay Galatasaraylılık karakterine uygun futbolculardı.

*

Oysa Aynı Galatasaray, alt yapıdan yetiştikleri halde Türkiye dışında futbol oynamaya giden Emre ve Arda'yı döndüklerinde kabul etmedi.
Neden?..
Çünkü Emre İngiltere'de rakip futbolcuya teninin renginden dolayı hakaret etmişti.
Arda ise Galatasaraylılığa uymayan bir özel hayata sahipti.
Nitekim Galatasaray'ın bu iki futbolcuyu döndüklerinde kuruma kabul etmemekte ne kadar haklı olduğunu hepimiz gördük.

*

Ve son sözüm Okan Buruk...
Hem Galatasaraylı bir futbolcu hem de teknik direktör olarak olarak Fatih Terim'in öğrencisi.
Küme düşme ihtimali de rakiplerine göre daha az...
Ve en önemlisi...
Önümüzdeki hafta Fenerbahçe ile kupa finali oynayacak...
Ama...
Nasıl sağlam karakterli bir Galatasaraylı olduğunu bütün Türkiye'ye gösterdi.

*

Efendim...
Futbolu sadece "peşinden 22 futbolcunun koştuğu" endüstriyel bir oyun olarak kabul edemeyiz.
Futbol aynı zamanda bir spor dalıdır.
Yani...
Özü "fair play"dir.
Atatürk'ün "sporcunun zeki, çevik ve ahlaklı olanını severim" deyişinin Türk sporundaki en sadık ve inançlı savunucusu ve uygulayıcısı Galatasaray'dır.

*

Erken olacak biliyorum ama...
Bu Galatasaray şampiyonluğu en çok da işte bu sağlam karakteriyle hak ettiği için şimdiden tebrikler...