19 Kasım 2017 05:46

Hasan Perioğlu hasanperioglu@gmail.com

Tudor'un korkuları

 Süper Ligde ilk üç hafta sonunda üçte üç yaparak rakiplerine gözdağı veren Galatasaray zorlu Antalyaspor Deplasmanından 1 Altın puanla döndü.

 Mükemmel transferlerle kadro tercihi yaparken zorlanan İgor Tudor, öne geçen takımını daha ileri taşımak yerine 1-0’ın üstüne yatmayı tercih edince, Dünya Yıldızı Samuel Eto’o cezayı kesti ve Lider Galatasaray’ı 1 puan ile İstanbul’a gönderdi.

 BU NASIL SAVUNMA, BU NE KORKU?

 Galatasaray dün gece ligde oynadığı ilk üç maçın aksine, geçen seneki silik, pasif ve statik oyunu tercih etti. Bu kötü oyunun ilk nedeni, savunma dörtlüsünün oyunu çok geride kabul etmesi ve zerre kadar hücuma destek vermemesi idi. Dün akşam ne Mariano ne de Linnes’in bir tane sıfırdan ortaları yok.

 Savunma göbeğindeki ikiliden ne Serdar Aziz ne de Maicon’un tek bir hücuma destek girişimi olmadı. Sen üç büyüklerin stoperi isen tek bir şutun veya kafa vuruşun yoksa, rakip ceza sahasına bir kere giremiyorsan, üç büyüklere layık olmadığını bil ki daha vahimi de Teknik Direktörün buna sessiz kalması.

 Hal böyle olunca ne orta sahanın ne de Forvetlerin etkili olması mümkün değildi. Düşünün ki, Lider Galatasaray’ın Antalyaspor’a karşı tek net pozisyonu var ve o da gol. Sen Gomis var diye Eren Derdiyok’u hiç hatırlamazsan, sana nasıl büyük Teknik Direktör diyebiliriz?

 Demek ki Antalyaspor’da Nasri ve Menez oynayabilseymiş, Galatasaray kepaze olacaktı.

 BARIŞGÜCÜSPOR VE ABDULBAKİ DENİZ

 1986-1996 yılları arasında Alanya'da faaliyet gösteren, resmi olmayan ama yakıp kavuran bir Barışgücü macerası yaşandı. Sağ olsun efsane Hoca A.Baki Deniz, bana da o formayı giyme şerefini tattırdı.

 Barışgücü, çoğu futbolu erken bırakmış oyunculardan kurulu, futbol oynamak isteyen herkese kapısını açan, futbol aşığı sporculardan kurulmuş, modern ve fantastik futbol oynayan bir takımdı. 

 Takımını daha o dönemde 3-5-2 oynatan Amatör Hoca, gole ihtiyacı olduğu dönemlerde, savunmasını 2 oyuncuya düşürür, hatta gol hala gelmiyorsa savunmayı tek ve süratli bir oyuncuya düşürür ve inanması güç ama gerçek, kaleciyi dahi hücuma gönderir ve şöyle derdi; 'ya hep ya hiç!'  Evet bu amatör takım 10 yılda sadece 2-3 defa yenilmiş ve Alanya'da ''Baki Hoca'' efsanesi hâlâ dilden dile dolanmaktadır.

 Keşke birileri Baki Hoca efsanesini Tudor'a anlatsa da, Hırvat Hoca da takımı biraz hücumda çoğaltmayı hatırlasa!    

 Ne yapılabilirdi?

 Daha bir gün önce ders niteliğinde bir kadro kurup Fenerbahçe’ye karşı Napoleoni ve Adebayor ile iki Forvet oynatan Abdullah Avcı’dan ders alacaktın ki Galatasaray Smokini üstüne geniş gelmesin! Sahada yoklara oynayan Belhanda'ya bu kadar mı tolerans gösterilir?

 Şimdilik sezon başı ve takımlar henüz tam olarak oturmadı. Bu süreçte alınan üç galibiyet kimsenin gözünü boyamasın. Antalyaspor ile beraber Trabzonspor da çok iyi kadro kurdu. Başakşehir ve Beşiktaş'a zaten laf yok.  Bu sene ligimiz hakikatten iyi geçecek. Şampiyonluğu son haftalara kadar 4-5 takımın kovalayacağına emin olabilirsiniz.

 Galatasaray Avrupa’da tarih yazan tek Türk takımıdır. ‘Sarı Lacivert söylemlerle tesadüfen kazanılan UEFA Kupası ve Süper Kupa zaferinin tek yetkilileridir.’

 Hadi siz de Avrupa’dan tesadüfen bir kupa getirin de, tüm Galatasaray Camiası da sizin önünüzde eğilsin.

 Ancak her şey bir yana; Skibbe, Riekerink ve Tudor üçlüsünü görünce, oyuncu yetiştirmede son derece başarısız olan Galatasaray’ın Teknik Direktör icat etmede en başarılı kulübümüz olduğunu söyleyebiliyorum.